Sayfalar

24 Ağustos 2016 Çarşamba

Okumalı - Genç Werther'in Acıları, J. Wolfgang Von Goethe

 “…Sabret! Sabret! Her şey daha iyi olacak. Sana hak verdiğimi söylüyorum dostum. İnsanların ne yaptıklarını, nasıl çalıştıklarını, her gün aralarında gezip gördükten sonra kendimle daha barışık hale geldim. Çünkü her şeyi kendimizle, kendimizi de herkesle karşılaştıracak şekilde yaratılmışız bir kere, bundan dolayı mutluluk ve hüznümüz bağlı olduğumuz şeylerden etkileniyor kuşkusuz, bu durumda en tehlikeli şey de yalnızlık…”

 İş Bankası Yayınları klasiklerine başlamaya karar verdiğimde hangisinden başlayacağıma dair aklım karışıktı. Gelen öneriler üzerine Goethe’den başlamaya karar verdim. Önerildiği kadar süper bir kitap. Werther’in Wilhelm’e yazdığı mektuplardan oluşan bir kitap Genç Werther’in Acıları. Genelde bu tarz kitaplar tercih edilmez ancak gerçekten okunması gereken müthiş bir klasik. Kişinin iç bunalımını ve yaşadığı çaresizliği adeta filmleştirmiş Goethe. Belki ilk başlarda biraz sıkılabilirsiniz ama son sayfaları nasıl çevirdiğinizi anlamayacaksınız, emin olun. Akıcı ve sade dil ön planda olduğundan hızlı ve rahatça okuyabilirsiniz. Aslında kişisel anılar bir felsefeye dönüşmüş kitapta. Eğer bu gözle okursanız kitaptan çok önemli öğretiler kapabilirsiniz bence.

 Werther’in Lotte’ye aşık olmasını konu alıyor kitap. Ama Lotte, Arthur ile nişanlıdır ve müstakbel kocasını çok sevmektedir. Bir yandan da Werther’e de çok değer vermektedir Lotte. Werther tüm yaşananlara dayanabilecek mi? Lotte bir tercih yapacak mı? Arthur bu aşkı fark ettiğinde Werther’e katlanabilecek mi?

 “… İnsan övgüler düzülen yarı tanrıdan başka nedir ki? Ne zaman gereksinim duysa, güçlerinden yoksun kalmıyor mu? İster sevinçten uçsun, ister üzüntüden ölsün, her iki durumda da, sonsuzluğun zenginliğiyle kendini yitirme özlemi duyup, o soğuk ve hissiz bilincine yeniden kavuşturulduğu anda engellenmiş olmuyor mu?”

 “… Bugün bile gittiğim her yerde benim için üzüldüklerini dile getirip,  beni kıskananların zafer elde etmişçesine konuştuklarını anlattılar: Küçük kafalarıyla büyüklük taslayan, kendilerini tüm kuralların üstünde gören kendini beğenmişlerin hali görülmüş olmuş, buna benzer bir sürü gevezelik- insanın yüreğine bıçak saplayası geliyor; özgürlükten ne kadar bahsedilirse edilsin, ellerine geçen ilk fırsatta kendisiyle ilgili dedikodu yapan alçakları umursamayan kişiyi görmek isterim doğrusu, dedikoduların aslı yoksa ciddiye almamak kolay elbette.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder