“…Sabret! Sabret! Her
şey daha iyi olacak. Sana hak verdiğimi söylüyorum dostum. İnsanların ne
yaptıklarını, nasıl çalıştıklarını, her gün aralarında gezip gördükten sonra
kendimle daha barışık hale geldim. Çünkü her şeyi kendimizle, kendimizi de
herkesle karşılaştıracak şekilde yaratılmışız bir kere, bundan dolayı mutluluk
ve hüznümüz bağlı olduğumuz şeylerden etkileniyor kuşkusuz, bu durumda en
tehlikeli şey de yalnızlık…”
İş Bankası Yayınları klasiklerine başlamaya karar verdiğimde
hangisinden başlayacağıma dair aklım karışıktı. Gelen öneriler üzerine
Goethe’den başlamaya karar verdim. Önerildiği kadar süper bir kitap. Werther’in
Wilhelm’e yazdığı mektuplardan oluşan bir kitap Genç Werther’in Acıları.
Genelde bu tarz kitaplar tercih edilmez ancak gerçekten okunması gereken müthiş
bir klasik. Kişinin iç bunalımını ve yaşadığı çaresizliği adeta filmleştirmiş
Goethe. Belki ilk başlarda biraz sıkılabilirsiniz ama son sayfaları nasıl
çevirdiğinizi anlamayacaksınız, emin olun. Akıcı ve sade dil ön planda
olduğundan hızlı ve rahatça okuyabilirsiniz. Aslında kişisel anılar bir
felsefeye dönüşmüş kitapta. Eğer bu gözle okursanız kitaptan çok önemli
öğretiler kapabilirsiniz bence.
Werther’in Lotte’ye aşık olmasını konu alıyor kitap. Ama
Lotte, Arthur ile nişanlıdır ve müstakbel kocasını çok sevmektedir. Bir yandan
da Werther’e de çok değer vermektedir Lotte. Werther tüm yaşananlara
dayanabilecek mi? Lotte bir tercih yapacak mı? Arthur bu aşkı fark ettiğinde
Werther’e katlanabilecek mi?
“… İnsan övgüler
düzülen yarı tanrıdan başka nedir ki? Ne zaman gereksinim duysa, güçlerinden
yoksun kalmıyor mu? İster sevinçten uçsun, ister üzüntüden ölsün, her iki
durumda da, sonsuzluğun zenginliğiyle kendini yitirme özlemi duyup, o soğuk ve
hissiz bilincine yeniden kavuşturulduğu anda engellenmiş olmuyor mu?”
“… Bugün bile
gittiğim her yerde benim için üzüldüklerini dile getirip, beni kıskananların zafer elde etmişçesine
konuştuklarını anlattılar: Küçük kafalarıyla büyüklük taslayan, kendilerini tüm
kuralların üstünde gören kendini beğenmişlerin hali görülmüş olmuş, buna benzer
bir sürü gevezelik- insanın yüreğine bıçak saplayası geliyor; özgürlükten ne
kadar bahsedilirse edilsin, ellerine geçen ilk fırsatta kendisiyle ilgili
dedikodu yapan alçakları umursamayan kişiyi görmek isterim doğrusu,
dedikoduların aslı yoksa ciddiye almamak kolay elbette.”





