İnsanların zihinlerine kodladıkları bir ezber var: “Hayat
Kısa!”. Hayat kime ve neye göre kısa? Hayatımızı neyle kıyaslıyoruz ki kısa
veya uzun diyebiliyoruz?
Yeryüzündeki hiçbir canlı dünyadan ne zaman gideceğini
bilemez. Sadece istatistiklerden ortalama bir yaş çıkarılabiliyor. Bu da tabii
ki sadece bir veri olarak kalıyor. Peki insanlar neden hayatlarının farkına
varmadan yaşıyor? Ömrümüzün ne zaman sonlanacağını bilmediğimiz halde nasıl bu
kadar umursamaz davranabiliyoruz? Hayattaki en büyük inançlarımdan biri, insan
yapmayı istediği her şeyi biraz çaba ve biraz planlı yaşamakla yapabilir. Planlama
derken katı bir düzenden bahsetmiyorum. Sadece hayatımızda vereceğimiz karaları
önceden biraz düşünmekten bahsediyorum. Herkes gezmeyi, keşfetmeyi ister. Belki
“Ben evimde oturayım, kimse etlime sütlüme karışmasın” diyenler de vardır. Ama
bu kişiler azınlıktır diye tahmin ediyorum. Tabii ki onlara da saygı duyuyorum.
Ama ben şimdi gezmek isteyip de evinde kös kös oturanlardan bahsediyorum. Onlara
ana fikrimi en baştan söyleyeyim: Evde oturan erken ölür!
Şahsen ben “Bir dostum olsun bana yeter!” kafasında bir
insanım. En yakın arkadaşımla beraber maddiyatımız el verdiğince merak
ettiğimiz her yere gitmeye çalışıyoruz. Ne kadar yorulsak da günün sonunda
cebimize koyduğumuz keyif ve anılar bize yetiyor da artıyor. Mutlu olmak için
keyif aldığımız şeyi yapmak bize yetiyor. Bazen canım kafa dinlemek istiyor,
kalkıp gidiyorum tek başıma bir yerlere. Rahatlamak için çok bir şey
istemiyorum, Beşiktaş-Kadıköy vapuruna binip martılarla muhabbet ederek deniz
havası almak o an bana hiç kimsenin ve hiçbir şeyin veremeyeceği keyifi
veriyor. Gönlümden geçeni yapmış, mutlu olmuş oluyorum. İnsanlar da böyle
olmalı. Gönülleri o an nerede olmak istiyorlarsa orada olmalı, ne yapmak
istiyorlarsa onu yapmalılar. İsteklerini bahanelerle örtbas etmek yerine,
kalplerini dinleyip gönlünce hareket etmeliler. Kimseye aldırış etmeden, “o ne
der?” kafasından kurtulmuş olarak. Bana mesela gezgin der herkes. Kabul ediyorum
gezmeyi seviyorum ve geziyorum da. Hayatımı düzenli yaşadığım için gezmeye de
vakit kalıyor. Hiçbir şeyi ertelemek veya iptal etmek zorunda kalmıyorum. Bu da
beni doyuruyor.
Dediğim gibi siz siz
olun, gönlünüz ne yapmak istiyorsa onu yapın. İnsanların söylediklerine kulak
asmazsanız hayattan alacağınız haz iki katına çıkacaktır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder