“… Bütün ziyaretçiler arabalarına atlayıp, radyolarını
açabilirler, yemeğe bir yerlere gidebilirlerdi; Allie dışındaki herkes. Buna dayanamamıştım.
Yalnızca bedeni filan mezarlıktaydı, ruhu cennete gitmişti, biliyordum bütün bu
zırvalıkları, ama yine de dayanamıyordum. Keşke orada olmasaydı diyordum. Onu hiç
tanımadınız. Onu tanısaydınız, ne demek istediğimi anlardınız. Hava güneşliyse
durum pek o kadar kötü sayılmaz, ama güneş de yalnızca canı istediği zaman
çıkıyor ortaya…”
Uzun zamandır elimde olan ve çoğu arkadaşımın önerdiği bir
kitaptı Çavdar Tarlasında Çocuklar. Aynı zamanda “Okunması gereken 1000 kitap”
listesinde de yer alıyor. İlk müsait zamanımda başladım ben de okumaya. Niye bu
kadar beklemişim ki?
Kendinizi Holdenin
yerine koyacağınıza ya da koymak isteyeceğinize eminim. Bence bunu yapmalısınız
çünkü bu sizin kendinizi sorgulamanızı da sağlar. Belki ilk seferinde
anlayamayabilirsiniz. İki defa okumanız çözümleme yapmak açısından daha rahat
olacaktır bence. Aslında dil çok açık ve net. Fakat dilin açıklığının yanı
sıra, kelimelerin arasında bir ironi de var. Özellikle psikolojiyle
ilgilenenlere çok şey öğreteceğini ve çok fayda sağlayacağını düşündüğüm bir
kitap. Zaten çok kısa olduğundan kısa sürede rahatlıkla okuyabileceğinizi
düşünüyorum. Yazarın kahramanın ağzıyla anlatması da anlamamızı kolaylaştırmış
doğrusu.
Keyifli okumalar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder